30 Haziran 2013 Pazar
Sahipsiz mektup
Çok uzun zaman olsaydı
Aradan geçen yıllar mesela
Ve ben yinede unutmasaydım seni
Canımın yanmasına aldırmasaydım
Okuduğumuz bütün kitaplar
Senin bana okudukların
Benim sana yazdıklarım
Unutsaydık hepsini
Bilmeden yılların geçtiğini
Özlemle uysansaydık bu sabaha da
Delice özleseydik
Uzun mektuplar yazsaydık birbirimize
Durmadan ne geçiyorsa aklımızdan
Sonra sokağa çıksaydık ve yahut direk postaneye
Karar değiştirmeseydik yolda
Adımız gibi bildiğimiz adreslerimizi
Hatırlamıyor gibi yapmasaydık
Posta pulu tek ihtiyaçmış gibi baksaydık
Cebimizde kalmış üç beş bozukluğu geleceğimize, herşeyimize yatırsaydık
Aynı anda geçmezdi mutlaka mektuplar elimize
Ama bu seferlik geçseydi keşke
Ve aynı gecede yalnız kalsaydık seninle
Bütün şehirler, kötüler uyurken
Tekrar okusaydık mektupları, aklımıza kazısaydık
Yazmak isteyip yazamadıklarımızı bile anlasaydık
İkimizde sessizdik her zaman, bu gece öyle olmasaydık
Ne var ne yok anlatsaydık
Önce geceye
Sonra kâğıtlara yazsaydık
Bu karşılıklı bir mektuplaşma ve muhakkak ki bir cevabı olmalıydı..
28 Haziran 2013 Cuma
Nazımdan
Yemin ediyorum ölmedim
Sadece unutuyorum
Ne kadar yaşadım bilmiyorum
Bir çocuktan farksızım artık
Ama ben öğrenemiyorum
Bir katil de olmuş olabilirim
En azılısından
İdam yürürlükte değil Allahtan
Hapishaneleri de pek sevmem
Yatmadım ama iyi bilirim
Çok okudum Nazımdan
Sen en iyisi beni ele ver
Mutlu sonla biteceği yok bu aşkın
Unutmak her zaman zor biliyorum
Ama en azından birimiz kalsın mavi gökyüzüne
Başladım yine umutsuz bir mektup yazıyormuşum gibi
Kimsin bari öğrensem ölmeden önce
Kaybolup gitmekse eğer istediğin bir sır gibi
Bekletme kapıda ecelimi
Al içeri.
26 Haziran 2013 Çarşamba
"cesaret"
Henüz ölmemiş olduğumuz için dua etmemizi bekliyorsanız yanılıyorsunuz madam
Biz ölü doğmuş insanlar sayılırız otuzumuzda koyulmuş adımız
Bir sigara için adam öldürecek insanlar değiliz biz madam
Ama bir kadın için gerekiyorsa kendimize kıymışlığımız vardır
Biz rüya görmeyiz madam kazara uyuyup kalan insanlarız
Uyku hapları bizim için bir anlam ifade etmez yada bir yerde cesaretimizi kıramaz sonu mutlu masalların kahramanları
madam*
gülüyorsunuz madam
ama aşık olduğunuz zamanki gibi değil
ağlamaklı bir gülmek bu
biri gelse dokunsa gözyaşlarınıza
durmayacak sanki bir daha
susuyorsunuz madam
ama anlatacak bir şeyiniz olmadığından değil
anlatacak ne kadar çok şey olduğunun farkındasınız
ve bu zorluğu ilk kez tatmaktasınız
yüzünüz solgun madam
ama hastalıktan kansızlıktan değil
söylediğiniz yalanlar bünyenize dokunmuş
son insanlığınızın sizden kaptığı bir iltihap bu
henüz ölmemiş olduğunuzun göstergesi
elinizde bir sürü pulsuz mektup var madam
size gelen mektuplar sizin yazdıklarınız
bir çok aşkın hatıra defteri onlar
aklınızda telefon numaraları var madam
çoktan unutmuş olmanız gereken
oysa siz hala sessiz bir telefonun başındasınız
çalmasını ve sizi yeniden hayata bağlamasını bekliyorsunuz
hayatınızın en büyük hatası olduğunu bilerek
kitaplığınız aşk romanlarıyla dolu madam
onlardan öğrendiklerinizle bir şeyler yaşamaya çalıştığınız günler hala aklınızda
ve artık biliyorsunuz
öğrenmek için tek yolun yaşamak olduğunu
hava durumu madam
sizi hiç ilgilendirmiyor uzun zamandır
açan papatyalar,
baharın kokusu,
kaybetme korkusu hiç ilgilendirmediği gibi
uzun zamandır masal dinlemediniz madam
bir çok şeyi yapmadığınız gibi
mutlu yada mutsuz değilsiniz
kimseye veya bir yere ait hissetmiyorsunuz kendinizi
bu bir iyilik değil kendinize
bir kötülük sayılamayacağı gibi
noktasını koydunuz bütün cümlelerin sonuna iki nokta daha koyuyorsunuz madam
biten şeylerin aslında sadece gölgeye çekildiği gerçeğini öğrendiğiniz günden beri
kötü alışkanlıkları olan bir insan olsaydınız şimdi bırakmanın tam sırasıydı her şeyi
siz şanslısınız her şeye bir son vermeden önce
kötü alışkanlıklar edinme hakkınızı kullanarabilirsiniz
ve ben sizi asla reddetmem
o güzel sesinizden öpüyorum madam
müsadenizi gerektirmediğinden
yoksa aklımdan çıktığı yok gözlerinizin
24 Haziran 2013 Pazartesi
Aşk mı kafiye mi?
Gece üç
Yalnızlık ağır yük
Perdeyi açsam kocaman dünya karşımda
Kapatsam dört duvar
İnsan bazen birşeyler arar
Ne bulacağını, bulursa ne olacağını bilmeden
Aramaktan yoruldum ben, daha birşey bulmadan
Aşık olmuş olabileceğim ihtimalinide görmezden gelmiyorum
Ama inanmak istemiyorum
Ve yine şiirlerimin sonunu getiremiyorum, korkuyorum
Çünkü ben ne zaman yazamasam kendimi aşık olmuş buluyorum
Ama hala umut doluyum
Dolunay tepemde, perdem açık
Kocaman dünyayı tercih ettim dört duvara
Aslında açmazdım
Odanın duvarları sarı renkte olmasa
Işığı kapatsam mı diyorum
Karanlıkta yazamıyorum
Bir mum yaksam diyorum
Daktiloda gerekli o zaman deyip vazgeçiyorum
Gözlerim görmese diyorum yakını
Merak eder olur muyum hala uzakları
Bu gecede ölmesem diyorum
Ne kaldı geriye
Kaç gün yada kaç gece
Bilmiyorum
İnsan öleceği günü bilmez mi?
Bilmiyorum
Ben galiba aşık oluyorum
Kafiye olsun diye söylemiyorum
Gerçekten oluyorum
Bu saatte yoksa niye dolunaya hayret edip şiir yazmaya kalkayım ki
Bir kitap okumak ve dünyadan uzaklaşmak varken
Yada bir deliksiz uyku ve saçma sapan rüyaların içerisinde olmak varken
Saçmalamak suç olsaydı zaten
Ben çoktan idam edilirdim..
20 Haziran 2013 Perşembe
cehennemde yer var mıdır aşka?
Acaba yanlışlıkla mı girdim hayatına?
Bir yerde kaderin oyununu mu bozduk acaba?
Ne bu hayatın bize karşı öfkesi?
Mutluluk, biz olduk diye mi iki dağ ötesi?
Acaba hata mı ettik birbirimizi bulmakla?
İsmimiz kazınmış olabilir mi bir yasak aşka?
Razı olur muydu hayat biz dönsek en başına?
Aradığımız mutluluk çıkar mıydı bir yerde karşımıza?
Cehennem de cennet değil mi sen olsan yanımda?
Ama gönlüm razı gelir mi senin de yanmana?
Sen ne kadar desende etme günahımı alma?
Ateş senden gelsin değmez ki canıma
Tanrı sorsa bizi alıp karşısına
Cehennemde yer var mıdır aşka?
Kızmasa hiç suskunluğumuza
Aşkın büyüklüğüne sığınmamıza
Tek söz etmeden kapıyı kapatsa
Ayrılığın acı tadı kalsa dudaklarımızda..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)