8 Ağustos 2015 Cumartesi
9 Temmuz 2015 Perşembe
kaybedenin şiiri*
Rüya görmüyordum uyurken
Yarı ölüydüm sahiden.
Kaybolmuş gibi dolanan ellerinin değdiği yerlerden
kalbime koşan canlılıkla her gün yeniden dirilmeden.
Kuşlar kafesinde huzurlu, kilitli kapılar
zorlanmamışken.
Zaman bile durmaya niyetleniyorken.
Parmaklarını şıklattı Tanrı, 'hareket' dedi.
Seni gönderdi.
Nede olsa, her şey bir kadınla başlar ve biterdi.
Öyle de oldu.
Çok geçmeden
dünya, yalnızca meyve bahçelerinden,
güneşli günlerden ibaret olmadığını hatırlattı,
Başa döndü her şey.
Bir rüya bölündü, kimse uyanmadı.
Bir bıçağın üzerinde koşuyorum şimdi
Bölünene kadar.
Ucuna gelebilirsem atlarım diyorum
Atlarım, ellerinin yetişemeyeceği yerlere
düşerim
Seni görmeyeceğim
Kör olacağım yerlere.
Bütün hesapları yapıyorum giderken
Hem kaçıyorum hem kaybetmekten korkuyorum.
Kaybediyorum
Korkmam yoksa.
Kimse korkmaz,
Olacakları görmeden.
Çözülmez yüreği insanın, bir ölüyü alnından öpmeden.
Sarılıyorum şimdi ellerinin değdiği yerlere,
Siliyorum izlerini.
Harekete karşı durmanın bedelini ödüyorum.
Yürümeyi reddettiğim yolları koşuyorum.
Gecenin ortasında bir ateşe üflüyorum,
Bir merdiveni çıkıyorum, hızlı hızlı
Ben diye sarıldığım gölgeyi, sen diye itiyorum
İntihar süsü veriyorum ölümüne.
Hiç sesimi çıkarmıyorum
Tıpkı senin gibi.
6 Temmuz 2015 Pazartesi
gün sonu*
Kuşlar kanatlanıyor çatılardan
Kapalı pencereler açılıyor
Yemek kokuları yayılıyor havaya
Evlerine dönüyor insanlar
İşkencenin sonunda
Hızla geçiyor trenler şehrin göbeğinden
Altında ezilmek isteyenleri görüyorum
Cesaret edemiyor hiçbiri
Ölümün son olmadığından korkuyorlar
Acının son bulmayacağından
Hepsinin yerine tek tek atlamak istiyorum
Bana hem üzülsünler hem hayran kalsınlar istiyorum
Rayların soğuğunu hissetmeden ölmek
Geç kaldığımı bilerek yetişmek istiyorum
Gitmek istiyorum, kimseye elveda demeden
20 Mayıs 2015 Çarşamba
duvar*
bir
duvar içimde
ne
söylesem dönüyor yüzüme
kanıyorum
kendime.
onca
yemin içinde
öfke
dolu olanları buluyorum
bir
çıkar yol arıyorum
duvarlara
çarpıyorum
duvarlarım
yıllardan beri yükseliyor
içine
gömülüyorum
çocukluğum,
uykusuz gecelerim,
öfke
nöbetlerim
ben beni
hatırlamak için
belki de
ölmeliyim
gözlerim
kapalı görmeliyim
bir kuş
olacağım yok
zincirlerimi
kıracağım yok
aklıma kıyacağım yok
ama
denemeliyim
parçalarıma bölünene kadar
gece
mehtaba kadar
bu
duvarların ardına erişmeliyim
göğü
göğsüme göre biçmeliyim
10 Mayıs 2015 Pazar
kaderin ateşlediği yumruklar*
Yumruklarım yerçekimine yeniliyor
Fazla uzakta duruyorsun
Gardını bile almıyorsun
Benim tükenmemi bekliyorsun
Bu adil bir dövüş değil,
Ben acımı dindirmek için savaşırken
Sen yalnızca kazanmak için savaşıyorsun
Ben kafamın içinde de bir savaş verirken
Sen yalnızca beni yere sermeyi düşünmekle meşgulsün
Hayır, bugün burada kimse kazanmayacak
Yumruklarım suratına indiğinde,
Seni yere serdiğimde
Geçmişim çıkıp gelmeyecek gömdüğün yerden
Kaldığım yerden devam edemeyeceğim asla
Asla eşit şartlarda mücadele edemeyeceğiz
Hem öfkemi diri tutup hem değişmemeye çalışacağım
Biliyorum zor
Ama ipin üzerindeysen
Ya karşıya geçmeye çalışacaksın
Ya aşağı bırakacaksın kendini
En zorudur basit çözümler
Görmezden gelmeyeceksin
Hadi vur bütün gücünle
Bir zafer daha yakışır geçmişine
Ama tarih güçlünün zaferini değil
Zayıfın mücadelesini yazar
Bugün burada yazılacak tarih
Yerçekimine karşı, sana karşı
Kaderin ateşlediği yumruklarla yazılacak
Yüzüstü yatanlara inat
Vazgeçenlere inat
Cesaretsizlere inat
Bir ders verilecek korkusuzlara
Kaderin ateşlediği yumruklarla
Yere serilecek hayaletler
12 Nisan 2015 Pazar
sondan bir önce*
İnceliyorum
günden güne
Sen ne yöne, nasıl çektiğinin farkında değilsin
Kopacağım
Kopacağım
elbette
Bir
yarım elinde kalacak
Şaşıracaksın
sen bu duruma
Haklısın
kim olsa şaşırır
Aklı
karışır biraz
Ben beklediğim halde kanayacağım koptuğum yerden
Olacakları
bildiği için üzüldüğü halde
Olunca
tekrardan üzülüyor insan diyeceğim kendi kendime
Aynalara
bakmayacağım
Yüzümü
insanlara dönmeyeceğim
Yüzümü
dökeceğim, bütün sevdiğin günlere
Seni
sevdiğim günlere
Güneşli
bir günün ortasında gök birden kararacak, yağmur yağacak
Ama
nasıl yağmak
Sürahiyle,
bardağı ıskalamışçasına
Ben
tek bir adım atmayacağım,
Olduğum yerden bir yere gitmeyeceğim,
Olduğum yerden bir yere gitmeyeceğim,
Sen
gelene kadar.
Sen
gelmezsin biliyorum
En
azından bana düşkün hayaletin
Bekleyeceğim
Sen
o sırada benim aklıma dahi gelmeyecek şeylere güleceksin
Bir
sigara küllükte içilmeyi beklerken,
Yan
masada bir sigara küllükte boynunu bükecek, ateşe veda edecek.
Sen,
elinde kalan,
ne
yapacağını bilemediğin parçamdan
çoktan
kurtulmuş olacaksın o sıra
Belki
denize, belki toprağa,
belki
mutfaktaki çöp poşetinin dibine
Kimse
görmesin diye
Kimse
bilmesin diye
Ama
bana getirmediğin,
ne
olduğunu ben de anlamadım demediğin sürece
Bileceğim
sende de değil, bende de
Ziyan
olacağım yani,
Güneş'i
yakalamaya uğraşırken
Uçurumdan
düşmüş olacağım
Çakılana
kadar mutlu olurum belki
Belki
sırtüstü düşerim
Güneş'i
görürüm, sonumu görmem
Görmediğim
şeylere inanmakta güçlük çekiyor,
gördüklerime
de inanmak istemiyorum zaten
Duruma
da uygun bir son olur
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)